kutsal bir sevgi......

 

Güneş, yapraklardan süzülüp yüzüne değebildiği için mutlu saymalıydı kendini... O ışık damlacıklarının dudaklarına kattığı renk, gözlerinde yarattığı cana yakınlık doyulmaz bir zevk veriyordu bana... Zaman en yüksek değerini kazanıyordu benim katımda... Sevgiyi okşuyorduk yaprakların bakışında, kuşların sesinde... Düşünceleri birleştiren, duyguları geliştiren evrende...



İçimde sevinçlerin en büyüğü haykırdı seni görünce... Kabarıp taşmak, coşup sana doğru akmak istedi, ne varsa duygudan yana... Katkısız, yalnız seni duyan, seni yaşayan sevinç ürpertileriyle vardım yanına... Gecenin karanlığı, karanlığını unutmuş, aydınlık olup damarlarına dolmuştu.



Her varlık az çok kutsallık taşır bir başka varlığa göre... Sevdiğimiz kişinin kutsallığı ölçülerin dışına kaçar... Ve kutsallık saygı çeker... Saygının sevgiyi aşacak değere ulaşması düşünülmezse de, içine gerektiği ölçüde saygı katılmış sevginin daha güçlü olacağından kuşkum yok!..



Ansızın gözlerimin önünde buldum seni... Duygularım sevinçten çılgına döndü, düşüncelerim sıralarını yitirdi. Bilemedim, sezemedim gerekli olanı zamanında... Bağışla beni güzel kelebeğim, bağışla beni... Böyle oluyorum işte bazı senin yanında...

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

caannııımm

 

Canım, sana "Canım" diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki... Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir...



Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle... İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız... İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak; ne acı... Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı?..



Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi... Hemen duyardın; büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş... Duyardın... Hala duyuyorsun... Şimdi, şu an, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine... Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı... Kapa gözlerini... Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım; bilmiyorum... Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli...



Ayrılık... Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan... Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan... Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler... O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlamak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak... Ne kadar zordu... Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti... Ayrılık... O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu... İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala...



Canımmmm, diyorum son kez sana... Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

seni sevmek hakkımı kullanıyorum

Yorum (yok) Yorum yaz!


Simli Resim